Köken: Farsça lāf · Telaffuz: l ince okunur
- 1
isim► söz
“Galiba ızdırabın ne olduğunu tecrübe edenler için saadet boş laf.” — Etem İzzet Benice
- 2
Sonuçsuz, yararı olmayan söz
“Onun söyledikleri laftan ibaret.”
- 3
► konu
“Lafı değiştirdi.”
- 4
ünlem"Öyle şey olamaz, bu sözün hiçbir değeri yok" anlamlarında hafifseme yollu kullanılan bir söz
“Şunu yapacakmış, bunu yapacakmış, laf!”
- 5
mecaz► dedikodu