Köken: Arapça lā ʿalāʿt-taʿyīn · Telaffuz: la:letta:yin, l ince okunur
- 1
sıfat, eskimiş► gelişigüzel
“Ne var ki Rüçhan, kendine ayrılan yere bakmadan lalettayin bir sandalyeye âdeta yığılır gibi oturunca Jale’nin öngördüğü düzen baştan altüst oldu.” — Erhan Bener
- 2
► sıradan
“Geriye kalan üç dört yolcuya gelince bunlar lalettayin ve renksiz insanlardı.” — Feridun Fazıl Tülbentçi