Köken: Farsça leke, lekke
- 1
isimKirliliği gösteren iz
“Adi madenî kol düğmeleri bunları yeşilimtırak bir leke ile kirletirdi.” — Abdülhak Şinasi Hisar
- 2
Bir yüzeyde türlü sebepler dolayısıyla oluşan farklı renk; çil (II)
“Kuyruğunun ucu ile alnının orta yerinde beyaz lekeler vardı.” — Ömer Seyfettin
- 3
biyolojiVücudun herhangi bir yerinde oluşan değişik renk
- 4
mecazYüz kızartacak durum; kara (II), şaibe
“Kendi vicdanında kendi durumunu düzeltmek, geçmişin lekesini yıkamak istiyordu.” — Halide Edip Adıvar
- 5
gök bilimiGüneş, ay, yıldız veya herhangi bir gezegenin parlak yüzeyinde görülen karanlık bölüm; karartı