mahsus1Arapça maḫṣūṣ
- 1
sıfat► özgü
“Kanun, gizli eşyayı bulmaya mahsus bir fal kitabı değildir.” — Necip Fazıl Kısakürek
- 2
Biri veya bir şey için ayrılmış; münhasır
“Vatan bizim kılıcımızın ekmeğidir. Daima kendimize mahsus, kendimize münhasır biliriz.” — Namık Kemal
- 3
► özel
“Kayseri'nin sayın valisine, mahsus selam ederim.” — Bedri Rahmi Eyüboğlu
- 4
zarf► özellikle
“Fakat Cemile mahsus evime geldi, ellerimi öperek yalvardı.” — Reşat Nuri Güntekin
- 5
zarfBilerek, isteyerek, kasten
“Kapıyı mahsus açık bırakmıştı.” — Attilâ İlhan
- 6
zarf► şakadan
“Ciddi mi yapıyordu, mahsus mu söylüyordu, aptallık veya hilekârlık mıydı, bunları da anlayamadım.”