Köken: Arapça maḥv + Türkçe etmek · Telaffuz: ma'hvetmek
- 1
-i, fiilYok etmek
- 2
Bozup işe yaramaz duruma getirmek
“Kuraklık ekinleri mahvetti.”
- 3
Onmaz duruma getirmek
“Beni bu güzel havalar mahvetti / Böyle havada istifa ettim / Evkaftaki memuriyetimden” — Orhan Veli Kanık
- 4
Boşa gitmesine sebep olmak; batırmak
“Ufak bir dikkatsizlik bütün emeklerimi mahvetti.”