Köken: Arapça māl
- 1
isimBir kimsenin, bir tüzel kişinin mülkiyeti altında bulunan, taşınır veya taşınmaz varlıkların bütünü
“Mal vardı, mülk vardı. At vardı, araba vardı.” — Ömer Seyfettin
- 2
Büyükbaş hayvan
“Boz atlar yağız değildi artık; mallar erimiş, zayıflamıştı.” — Nezihe Araz
- 3
ticaretAlınıp satılabilen her türlü ticaret eşyası; emtia
- 4
mecazBayağı, aşağılık, kötü kimse
“Onun ne mal olduğunu bilirim.”
- 5
argo► esrar (II)
- 6
kaba konuşmada► fahişe