Köken: Arapça menzil
- 1
isim, eskimişYolculukta dinlenmek amacıyla durulan veya konaklanan yer; çalım
“Tanrı yardımcı olsun gayri yolda kalana / Biz menzile vararak atları çektik hana” — Faruk Nafiz Çamlıbel
- 2
İki konak arasındaki uzaklık
- 3
Atla yapılan yolculukta bir günlük yol
- 4
askerlikBir merminin ulaşabildiği uzaklık; erim (I)
“Top menzili.”
- 5
askerlikOrdunun cephe gerisi işlerinin bütünü
“Ne yedi ne içti, bir menzil subayının bütün gayreti ile çalıştı.” — Falih Rıfkı Atay
- 6
tarihAt değiştirmek veya konaklamak için kervanların ve posta tatarlarının indikleri bina veya han
- 7
tarihOk atma yarışlarında erişilen mesafe
“Sonra yine menzil ölçülmüş, yeni bir rekor kırdığı anlaşılmıştır.” — Salâh Birsel
- 8
tarihOsmanlı Devleti’nde resmî haberleşmeyi sağlayan posta teşkilatı