Köken: Arapça mevḳiʿ · Telaffuz: mevki:si
- 1
isim► yer
“Gelibolu civarında Akbaş mevkisinde bir cephane deposu vardı.” — Atatürk
- 2
► makam
“Senelerce devletin yüksek mevkilerinde bulundu.” — Yakup Kadri Karaosmanoğlu
- 3
Bazı ulaşım araçlarında yolculara veya tiyatro, sinema vb. yerlerde seyircilere sağlanan konfora ve bilet ücretlerine göre düzenlenmiş yer
“İkinci mevki sıralar oldukça dolmuş, localardan ise ancak bir ikisi tutulmuş.” — Memduh Şevket Esendal
- 4
► durum
“Hey Allah'ım! Ben ne müşkülatlı bir mevkide kalmışım şimdi.” — Osman Cemal Kaygılı