Köken: Arapça muʿazzez
- 1
sıfat, eskimişSayılan, saygı duyulan; aziz
“Ona ait her hatıra muazzez ve yâdını uyandıracak her vesile kıymetlidir.” — İbrahim Alâeddin Gövsa
- 2
► yüce
“Bu mukaddes ve muazzez gaye uğruna, gönüllü bir nefer gibi and içmişti.” — Tarık Buğra