Köken: Arapça nevbet
- 1
isimSıra ile belirli süre bir yeri bekleme işi
- 2
Sıra ile yapılan görev, iş; keşik
“Karlı dağlar başında nöbet geceleri, siper içlerindeki yağmurlu uzun günler.” — Yakup Kadri Karaosmanoğlu
- 3
Hastalık sebebiyle titreme, yüksek ateş
“Bir aralık nöbeti artmış olacak, kebenin altından arabacıya seslendi.” — Memduh Şevket Esendal
- 4
Vakit vakit ortaya çıkan aynı türden fizyolojik bozuklukların bütünü
“Bir sıtma nöbeti içinde titreyerek olduğu yere çöreklendi.” — Sait Faik Abasıyanık
- 5
Kez, defa
“Akşamları gelince sofra kalktıktan sonra çocuklarla bir nöbet daha oyun oynanır.” — Reşat Nuri Güntekin
- 6
Resmî yerlerde veya önemli kimselerin kapısında belli vakitlerde çalınan mızıka