Köken: Farsça nāzuk · Telaffuz: na:zik
- 1
sıfatBaşkalarına karşı saygılı davranan
“Vesime, hakikaten talihli kızmış, Remzi Bey biraz fazla saf olmakla beraber çok temiz ve nazik bir çocuk...” — Reşat Nuri Güntekin
- 2
İnce yapılı, narin
“Kadın fevkalade nazik ve güzel, çocuklar oya gibi idiler.” — Sait Faik Abasıyanık
- 3
Özen, dikkat gösterilmezse kırılabilen, bozulabilen, kötüleşebilen
“Nazik bir bitki.”
- 4
Gerekli önlemler alınmadığında daha kötü olan; kritik
“Şimdi devleti tehlikeden kurtaracak pek nazik zamandır.” — Abdülhak Şinasi Hisar
- 5
Dikkat isteyen, özen gerektiren; tetik (II)
“Rica ederim gülmeyiniz, iş pek naziktir, şaka götürmez.” — Hüseyin Rahmi Gürpınar