Köken: Arapça nihāyet · Telaffuz: niha:yet
- 1
isim► son
“Ben nihayete doğru yanımdaki çocuğu dürterek kalktım.” — Ömer Seyfettin
- 2
zarf(ni'ha:yet) Sonunda
“Nihayet duam kabul olundu, önümde hiçbir hicap kalmadı, hakikat bana olduğu gibi tecelli etti.” — Necip Fazıl Kısakürek
- 3
zarf-den başka bir şey değil
“Ama bu, nihayet bir nüktedir.” — Yusuf Ziya Ortaç