Köken: Farsça pence
- 1
isimYırtıcı hayvanların ön ayaklarının parmaklarıyla tırnakları
“Kuş beni görünce korktu, pençesinde yılanla havalandı.” — Memduh Şevket Esendal
- 2
Ayakkabının tabanındaki kösele
- 3
mecazEtkisinden kurtulmak olanaksız, etkisi çok olan güç
“Bu vicdan azabının demirden pençesi yüreğini sıkmaya başlıyordu.” — Yakup Kadri Karaosmanoğlu
- 4
► el (I)
“Bir yumruğunu gırtlağıma dayadı, bir pençesiyle kalbimi kavradı.” — Aka Gündüz