Köken: Farsça pīr · Telaffuz: pi:ri
- 1
isimYaşlı, koca, ihtiyar kimse
“Ak sakallı pir, bunları söyleyerek sırra kadem basmış.” — Yakup Kadri Karaosmanoğlu
- 2
Bir tarikat veya sanatın kurucusu
“Büyük Itri'ye eskiler derler / Bizim öz musikimizin piri” — Yahya Kemal Beyatlı
- 3
zarfAdamakıllı, iyice
“Ancak, sarhoşluk zamanlarında bazen dili bir açılırmış ama pir açılırmış...” — Reşat Nuri Güntekin
- 4
mecazHerhangi bir konuda, bir meslekte deneyim kazanmış, eskimiş kimse; guru