Köken: Fransızca podium · Telaffuz: po'dyum
- 1
isimMankenlerin giysileri sergilemek için çıktıkları, seyircilerin içerisine doğru uzayan, yüksekçe yer
“Büyük alkış alıyorduk podyumda yürürken.” — Lale Belkıs
- 2
Halter vb. spor müsabakalarının yapıldığı birkaç basamakla çıkılan yüksekçe yer
“Naim Süleymanoğlu podyuma göğsünde ay yıldızlı amblem olan mavi bir mayoyla geldi.” — Eyüp Aygün Tayşir
- 3
Herhangi bir ürünün tanıtıldığı, çeşitli törenlerin yapıldığı veya sahne sanatlarının sergilendiği zeminden yüksekçe yer; sahne
“Ödül sahibi başkanın sağına oturur, konuşma yapacak kişiler de podyumun solunda yerlerini alırlardı.” — Nejat F. Eczacıbaşı
“Aynı serinin Ankara’daki tanıtımı ise şehir dışındaki bir tenis kulübünün havuzu üzerine yerleştirilen podyuma konan otomobil ve yanındaki orkestra eşliğinde yapıldı.” — M. Alâeddin Asna
- 4
Genellikle atletizm dalında derece alan atletlerin madalyalarını almak için çıktıkları kürsü, madalya kürsüsü