Köken: Farsça sutūn
- 1
isim, mimarlıkHerhangi bir maddeden yapılan, zaman zaman üstünde çıkıntılı bir bölüm olan, genellikle bir altlığa, bazen doğrudan doğruya yere dayalı silindir biçiminde düşey destek; direk, üstüvane, kolon (I)
“Terasın mermer sütunlarından birine dayanmış, sessiz sedasız bana baktığını görüyorum.” — Reşat Nuri Güntekin
- 2
Gazete, dergi, kitap vb. yazılı şeylerde, sayfanın yukarıdan aşağıya doğru ayrılmış olduğu dar bölümlerden her biri
“Böyle misaller sayıp dökmek gerekse satırlar değil, sütunlar dolar.” — Ruşen Eşref Ünaydın
- 3
Alt alta sıralanmış şeyler dizisi
“Rakam sütunu.”
- 4
mecazOldukça yükseğe çıkan ve silindire benzeyen şey
“Alev sütunu. Su sütunu.”
- 5
matematikBir tablo veya grafikte düşey durumdaki yüzey