Köken: Farsça sāde · Telaffuz: sa:de
- 1
sıfat► süssüz
“İki ufak çocuk konuşarak gidiyor; hâlleri o kadar sade, o kadar sevimli ki imrenmemek mümkün değil.” — Memduh Şevket Esendal
- 2
Şeker katılmamış (kahve); şekersiz
“Sade kahve.”
- 3
zarf(sa:'de) Yalnızca, yalnız, ancak, sadece
“Sade, derenin iki tarafına sıralanan kavak ve ceviz ağaçlarını seyretmek bile insana sonsuz bir zevk veriyor.” — Etem İzzet Benice
- 4
zarfİçine bir şey katılmamış olarak
“Ben sade içerim, öteki kalfa şekerli içer...” — Hüseyin Rahmi Gürpınar
- 5
zarfSüsü, gözterişi olmadan, yalın biçimde, gösterişsiz olarak
“Geriye dönüp anımsadığımda onu şık döpiyesleri içinde görüyorum, sade ve tertemiz giyinirdi.” — Erendiz Atasü
- 6
edebiyatYalın, süssüz, anlaşılır olan (üslup, anlatım)
“Lirik şiir en halis şairlerin elinde gayet sadedir.” — Yahya Kemal Beyatlı