Köken: Farsça sāḫte
- 1
sıfatBir şeyin aslına benzetilerek yapılan; çakma, düzme, düzmece
“Köylü kadınlar boyunlarında sıra sıra sahte altınlar... taşırlardı.” — Yahya Kemal Beyatlı
- 2
► uydurma
- 3
Gerçek olmayan, gerçeğe benzetilmiş; yalancı
“Edebiyat dünyamız tereciye tere satmaya kalkışan sahte şöhretlere, üçkâğıtçılara kısa bir zaman için katlanıyor.” — Behçet Necatigil
- 4
mecaz► yapmacık
“Öteki çocuklar mum kesilmişler, sahte bir sessizlikle sahte bir hamaratlık gösterisi içinde birer disiplin modeli olmuşlardı.” — Çetin Altan