Köken: Arapça sākin · Telaffuz: sa:kin
- 1
sıfatHareket etmeyen, kımıldamayan
- 2
Dingin olan; durgun, sakince
“Sakin, mütevazı ve kalabalıktan kaçan ruhunu incitmemek için onu, birkaç kişi ile sırtımda ebedî makamına ben götürdüm.” — Ahmet Hikmet Müftüoğlu
- 3
► sessiz
“Dinlenmek için otelimizden daha sakinini bulacağınızı ummam.” — Sait Faik Abasıyanık
- 4
Kimseyi rahatsız etmeyen
- 5
Kolayca sinirlenmeyen; sinirsiz
“Vücudu, yüzü, bütün hareketleri sert fakat silik ve sakindi.” — Halide Edip Adıvar
- 6
Huysuzluğu, rahatsızlığı azalmış veya geçmiş
“Sesi dinlediği müddetçe sakin ve uslu duruyordu.” — Yakup Kadri Karaosmanoğlu
- 7
Bir yerde oturan
“Öğle uykusuna dalmış yalı sakinleri. Rehavet çökmüş.” — Abidin Dino