Köken: Arapça ṣamīmī · Telaffuz: sami:mi:
- 1
sıfat► içten
“Sanatkâr, bizi söylediklerinin samimi olduğuna da inandırmalı.” — Orhan Veli Kanık
- 2
► açık yürekli
“Çocuklar gibi şakrak, ne kadar şakalaştık / İkimiz, onunla ben, samimi arkadaştık” — Enis Behiç Koryürek
- 3
► yapmacıksız
- 4
zarfİçli dışlı, senli benli olarak
“O akşam sofrada Atatürk’le İsmet Paşa birbirleri ile eskisi gibi çok samimi görüştüler ve bu suretle de bir gece önceki hadise unutulmuş oldu.” — Salih Bozok