Köken: Arapça semāvī · Telaffuz: sema:vi:
- 1
sıfatAllah’tan gelen, ilahi (I)
“Semavi bir olay söz konusu olduğunda halk kendi arasındaki konuşmalarda hep bu işin künhünü ancak Fatin hoca bilir, diyerek işin içinden sıyrılırdı.” — Ahmet Yüksel Özemre
- 2
eskimişGökle ilgili, göğe ilişkin; ulvi
“İnkıraz edip söndükten sonra dahi kırk yıl ışığını gördüğümüz semavi cisimler gibi hiç değilse yaşanan aşk hikâyesinin sırlarını duyarak ona gönlümüzde bir yer vermek lazım değil miydi?” — Sâmiha Ayverdi