Köken: Farsça serserī
- 1
sıfatBelli bir işi ve yeri olmayan, başıboş (kimse)
“Hayran Baba'yı bir serseriyle birlikte demirlemişlerdi.” — Falih Rıfkı Atay
- 2
Tutarsız, beğenilmeyen davranışları olan (kimse); daltaban
“Ah, seni serseri, rezil, alçak seni! Demek bana başkaldırıyorsun!” — Nâzım Hikmet
- 3
mecazBelli bir hedefi olmayan, belli bir hedefe atılmamış olan, rastlantıyla gelen (kurşun, mayın vb.)
“Köpüklü denizin üstünde serseri martılar uçuşuyor, yanımızdan yelkenli bir mavna geçiyordu.” — Ömer Seyfettin