Köken: Arapça ṭabīʿī · Telaffuz: tabii:
- 1
sıfat► doğal
- 2
Olağan, alışılmış, her zamanki gibi olan, beklenildiği gibi
“Sıcaklar arttıkça serin yerler aramak, âdeta tabii bir ihtiyaç hâline geliyor.” — Ahmet Rasim
- 3
Sağduyuya, mantığa, olağan düzene uygun olan
“Beklenen cevap gelince derhâl yazılacağı tabiidir.” — Atatürk
- 4
Yapmacık olmayan, doğal olan
“Bir milletin kendi varlığını müdafaa etmesinden daha tabii ne olabilir?” — Mehmet Kaplan
- 5
Katıksız, saf, doğal olan
“Tabii meyve suları.”
- 6
zarf(ta'bi:) Doğal olarak, işin gereği olarak; elbet, elbette
“Yurttaşlarım arasında bana bu yabancılığı çektirmemek isteyenler de oldu tabii.” — Adalet Ağaoğlu