Köken: Arapça tamām
- 1
► bütün
“Paranın tamamını verdim.”
- 2
► eksiksiz
“Bu kitap tamam değildir.”
- 3
Tamamlanmış, bitmiş
“Haydi Abbas vakit tamam / Akşam diyordun, işte oldu akşam / Kur bakalım çilingir soframızı / Dinsin artık bu kalp ağrısı” — Cahit Sıtkı Tarancı
- 4
edatOlması gerektiği gibi
“Hesap tamam, gidebiliriz.”
- 5
ünlem, teklifsiz konuşmada► evet
- 6
ünlemBeğenilmeyen bir iş veya öneri karşısında söylenen bir söz
“Tamam, başka işimiz kalmadı da şimdi onunla mı uğraşacağız!”