Köken: Arapça telāşī · Telaffuz: tela:şı, l ince okunur
- 1
isimHerhangi bir sebeple acelecilik; telaşe
“Atatürk'ün gelişini göremedik ama koridordaki telaştan meseleyi anladık.” — Haldun Taner
- 2
Kaygı, tasa, sıkıntı
“Ben geçerken onun telaşı, sizi dürtmesi gözümden kaçmadı.” — Halide Edip Adıvar
- 3
Şaşkınlıktan doğan karışıklık, kargaşa
“Herkes yağmur telaşı içindeydi. Islanmış, çamurlanmış, dört bir yanımdan geçiyorlardı.” — Nezihe Meriç