Köken: Farsça destgāh · Telaffuz: tezgâh
- 1
isimGenellikle dükkânlarda satıcıların önündeki uzun masa
“Bir tezgâhtan öbürüne koşuyor, bir kumaş topunu bırakıp başkasına saldırıyordu.” — Refik Halit Karay
- 2
Kahve, meyhane vb.nde müşterilerin üzerinde yiyip içtikleri uzun masa veya büfe
“İçenlerin hepsi susmuş, kadına bakıyor, tezgâhın arkasındaki yürüyüşünü seyrediyorlardı.” — Sait Faik Abasıyanık
- 3
Üzerinde genellikle el veya küçük makinelerle iş görülen yapım aracı
“Çanak çömlek tezgâhı. Halı tezgâhı.”
- 4
Tersanelerde yapılan veya tamir edilen gemilerin üzerine konduğu tahtadan altlık
- 5
argoGenellikle yasal olmayan bir işi yapmak için tutulan uygunsuz yol