Köken: Arapça tuḥaf
- 1
sıfat► acayip
“Nahit'in onda hiç görmediği bir tuhaf hâli vardı.” — Tarık Buğra
- 2
Şaşılacak, garip şey
“Biliyorsun duvar söz konusu olduğunda asla tolerans göstermezdi Doğu Alman yetkilileri ancak tuhaftır karışmıyorlar bu yaşlı adama.” — Ahmet Ümit
- 3
► gülünç
“Bu kıyafetle tuhaf oluyorsun.”
- 4
ünlemŞaşılan bir şey karşısında söylenen söz
“Tuhaf! Her yerde olduğunun aksine, burada şehirden uzaklaştıkça binaların güzelliği artıyor.” — Ahmet Haşim