tutmak ne demek?

fiil46 anlam6 harftut·mak

“Tutmak” Türkçede fiil olarak kullanılan bir kelimedir. Sözlükte 46 anlamı bulunur. En yaygın anlamı şudur: “Elde bulundurmak, ele almak”. 6 harf ve 2 heceden (tut-mak) oluşur. Kelimeyle ilgili 5 deyim ve atasözü vardır.

  1. 1

    -i, fiilElde bulundurmak, ele almak

    “Kucağında kundaklı bir çocuk tutuyordu.” — Ömer Seyfettin
  2. 2

    Ele geçirmek, yakalamak

    “Evvela bu terbiyesiz köpeği tuttu, bağladı.” — Ömer Seyfettin
  3. 3

    ► avlamak

    “Dalyan işletiyorum, tuttuğumuz balığı tekrar denize döküyoruz.” — Refik Halit Karay
  4. 4

    Yanında bulundurmak, alıkoymak

    “Siz gelinceye kadar çocuğu ben tutarım!”
  5. 5

    Hürriyetinden yoksun bırakıp bir yere kapamak, tevkif etmek

    “Vahşidir, hiçbir zaman onu kafeste tutmak mümkün değildir.” — Sait Faik Abasıyanık
  6. 6

    ► kaplamak

  7. 7

    Kırağı, çiğ veya kar bir yüzeyde görünür durumda olmak, kalmak

    “Şu yağan kar bir tutsun, seyreyle sen ertesi gün çocukları.” — Sait Faik Abasıyanık
  8. 8

    Denetimi ve yetkisi altına almak

  9. 9

    Desteklemek, birinden yana çıkmak

  10. 10

    Benimsemek, beğenmek

    “Ama öylelerini de çevresinde kimse sevmemiş, tutmamıştır.” — Tarık Buğra
  11. 11

    Gereğini yapmak, yerine getirmek

    “Verdiği sözü tutmuş, vaktinde gelmişti.”
  12. 12

    Uygun gelmek, çelişmez olmak

    “Bir talih eseri olarak ondan gelen cevap benim kendi bulduklarımı tuttu.” — Reşat Nuri Güntekin
  13. 13

    Kapatmak, sarmak

  14. 14

    Hizmetine almak veya kiralamak

    “Burada bir kat tuttum. Yazı geçireceğim.” — Peyami Safa
  15. 15

    Bir işe herhangi bir anlayışla girişmek

    “Yapıyı geniş tuttu.”
  16. 16

    Beddua, dua, ah vb. etkisini göstermek, gerçekleşmek, yerine gelmek, varmak

    “Avradın ilenci tutarsa senin iki gözün kör olacak.” — Memduh Şevket Esendal
  17. 17

    Ulaşmak, varmak

  18. 18

    Para toplamı ...-e varmak, değeri olmak

    “Aldığım şeyler bin lira tuttu.”
  19. 19

    Bir yere uğramak

    “Vapur İzmir'i tutmayacakmış.”
  20. 20

    Herhangi bir durumda bulundurmak

    “Seksen bir yaşında da olsa çalışmak insanı zinde tutuyor.” — Haldun Taner
  21. 21

    Varsaymak, farz etmek

    “Haydi tutalım babasının bir günahı vardı, çekti.” — Memduh Şevket Esendal
  22. 22

    -e, -i, fiilAlacağa veya vereceğe saymak

    “On bin lirayı borcunuza tuttum.”
  23. 23

    -e, -i, fiilBir yere yaklaştırmak

    “Biraz toz olsa mendilini burnuna tutar.” — Abdülhak Şinasi Hisar
  24. 24

    Bir aleti kullanabilmek

    “Ustura tutmak.”
  25. 25

    ► bağlamak

    “Sütler kaymak tutar tutmaz ordayım.” — Bekir Sıtkı Erdoğan
  26. 26

    nesnesiz, fiilBeklenen sonucu vermek

    “Toprağa atılan her tohum bir ümittir. Tohum ya tutar ya tutmaz. Ya yeşerir ya yeşermez.” — Şevket Rado
  27. 27

    nesnesiz, fiilİş görebilmek

    “Eli ayağı tutsun, açlıktan ölmesin, yeterdi ona.” — Tarık Buğra
  28. 28

    nesnesiz, fiilSürmek, zaman almak

    “Bu iş iki saat tuttu.”
  29. 29

    nesnesiz, fiilYapışarak veya sokularak çıkmaz olmak

    “Boya tutmadı. Çivi iyi tuttu.”
  30. 30

    Bir şeyi kullanması için uzatmak

    “Kucaklaşma sahanlıkta başlar ve ayakkabılarını çıkarıp karısının tuttuğu terliklerini giyene kadar Serdar'ın kolları boynunda kalır.” — Tarık Buğra
  31. 31

    ► sunmak

    “Konuklara şeker tutmak.”
  32. 32

    İşgal etmek

  33. 33

    Takip etmek, izlemek

    “Tepeden inince Değirmendere'ye hâkim bir iz tutacaksınız.” — Refik Halit Karay
  34. 34

    Bırakmamak

    “Baba sesini çıkarmadı hatta öksürüğünü bile galiba tuttu.” — Peyami Safa
  35. 35

    Sarmak, bürümek

    “Hey başları duman tutmuş dağlar, hey!” — Halk türküsü
  36. 36

    Asılmak, kuvvetlice sarılmak

    “Üç kişi tutarlarmış da onu pencerenin önünden çekemezlermiş.” — Peyami Safa
  37. 37

    Bir kimsenin yerini almak

    “Bak azizim, dedim, ben senin yerini tutamam.” — Yakup Kadri Karaosmanoğlu
  38. 38

    Otobüs, vapur, uçak vb. hasta etmek

  39. 39

    Herhangi bir durumda kalmasını sağlamak

    “Kapıyı açık tutmayın.”
  40. 40

    Bir yerde kalmasını sağlamak

  41. 41

    Bir sanat eseri geniş ilgi görmek

    “Eğer piyes tutar da alkışlanırsa bir yazara yakışacak bir kıyafet giymeliydim.” — Cahit Uçuk
  42. 42

    Biriktirmek, tasarruf etmek

    “Sen metelik tutuyorsun gibi geliyor bana. Ay başına kadar bana ödünç versene.” — Memduh Şevket Esendal
  43. 43

    Askerlikte, bankacılıkta durdurmak, blokaj

  44. 44

    ...-dan başlamak

    “Kadınların başında gördüğünüz bürümcükten, iç çamaşırlarından tutunuz da entarilik kaba pamuklulara kadar hepsi Osmanlı malı idi.” — Falih Rıfkı Atay
  45. 45

    Bir şeyi belleğe yerleştirmek

    “Herkes aklından bir sayı tutsun.”
  46. 46

    sporBazı takım oyunlarında karşı takım oyuncusunun hareketine ayakla veya vücutla engel olmak; markaja almak

Tutmak ile ilgili atasözleri ve deyimler

Tutmak ile kurulan birleşik kelimeler