Köken: Arapça vaʿd + Türkçe etmek · Telaffuz: va:'detmek
- 1
-e, fiilBir işi yerine getireceğine söz vermek
“Doğacaktır sana vadettiği günler Hakk'ın / Kim bilir, belki yarın belki yarından da yakın” — Mehmet Akif Ersoy
- 2
nesnesiz, fiilDavranışıyla, tutumuyla bir işi yapacağı duygusunu uyandırmak, umudunu vermek
“İlmin tatbikatında başarılar sağlayışı insanoğluna pek çok şey vadediyor.” — Mehmet Kaplan