Köken: Arapça vaḳt
- 1
isim► zaman
“Mevsim mütehayyil, vakit akşamdı Bebek'te.” — Yahya Kemal Beyatlı
- 2
Bir işe ayrılmış veya bir iş için alışılmış saatler
“Yemek vakti. Şimdi bunun vakti değil.”
- 3
► çağ
“Vaktin bilginleri.”
- 4
Belirlenmiş olan zaman
“Kâhya, vakit gayri Süleyman, haber saldık gelecekler, pamuklar da kıvamına geldi, demişti.” — Samim Kocagöz
- 5
Zaman anlatan kelimelere belirtilen durumunda geldiğinde "iken" anlamı veren bir söz
- 6
mecazGeçim, para bakımından elverişli durum
“Onun bu kadar para vermeye vakti yok.”