yakmak1
- 1
-i, fiilYanmasını sağlamak veya yanmasına yol açmak, tutuşturmak
“Bir aralık odaya baktı, sobayı yakmaları için kızlara bir şey söylememişti.” — Halit Ziya Uşaklıgil
- 2
Ateşle yok etmek
“Çöpleri yakmak.”
- 3
Işık vermesini sağlamak
“Mavi ışıklı ispirto lambalarını yakarlar.” — Sait Faik Abasıyanık
- 4
Isı etkisiyle zarar vermek
“Eteği ütülerken yaktı.”
- 5
Keskin, sert ve ısırıcı bir duyum vermek
“Biber ağzı yakar.”
- 6
Yanıyormuş gibi bir etki yapmak; alazlamak
“Hekime daima şarabın midelerini yaktığından bahsederler.” — Falih Rıfkı Atay
- 7
Kurutmak, zarar vermek
“Fırtına ekinleri yakmıştı.” — Sait Faik Abasıyanık
- 8
nesnesiz, fiilÇok sıcak olmak
“Bugün güneş yakıyor.”
- 9
► karartmak
“Güneşte vücudunu yaktı.”
- 10
tıpTedavi etmek amacıyla doku, damar vb. dağlamak
- 11
mecazSilahla vurmak
- 12
mecazYıkıma, zarara yol açmak, büyük bir zarara uğratmak, mahvetmek
“Gözü mavi, boyu kısa, kendi muhacir olmasın. Ne olursa olsun makbulüm. Aman bu üçüne dikkat et. Beni yakma.” — Ömer Seyfettin
- 13
mecazGüçlü sevgi uyandırmak
- 14
mecazZamanında kullanılmadığından hükmünü yitirmek
“Biletini ve tatilini yaktı.”