yutmak1
- 1
-i, fiilAğızda bulunan bir şeyi yutağa geçirmek
- 2
Tam ve doğru söylememek
“Bazı heceleri yutuyor.”
- 3
Haksız olarak kendine mal etmek, zorbalıkla elinden almak
“Sakarya'nın doğusunda Türk Ordusu da kıvrılarak bu canavarın Ankara'yı yutmasına mâni olmaya çalışıyordu.” — Halide Edip Adıvar
- 4
mecazİnanmak, aldanmak, kanmak
“Bize numara yapma, yutacak enayi değiliz.” — Sermet Muhtar Alus
- 5
mecazSöylemek istediği bir sözü kendini tutarak söylememek
- 6
mecazİyice, eksiksiz olarak öğrenmek
“Bazen üçer yüz sayfalık iki kitabı birden, yirmi dört saat zarfında hatmedip yuttuğu olurdu.” — Yakup Kadri Karaosmanoğlu
- 7
mecazIşık, ses gücünü, parlaklığını azaltmak
“Duvarlar bütün ışıkları yutuyor, halkın üstüne bir toprak rengi dökülüyor.” — Memduh Şevket Esendal
- 8
teklifsiz konuşmadaDayanıp sesini çıkarmamak, katlanmak
“Ben bu ağır sözleri yutmam.”