Köken: Arapça żaʿīf
- 1
sıfatEti, yağı az olan, şişman olmayan (insan veya hayvan); arık (II), ince, kavruk, nahif
“Uzun boylu, zayıf, ellilik bir hanım.” — Sermet Muhtar Alus
- 2
Görevini yapacak yeterli gücü olmayan
“Zayıf bir ordu. Gözleri zayıf.”
- 3
mecazSağlamlığı, dayanıklılığı olmayan
“Zayıf bir yapı.”
- 4
mecazÖnemli, güvenilir olmayan
“Zayıf bir bilgi.”
- 5
mecazÇok az
“Zayıf bir ihtimal.”
- 6
Enerjisi, etkisi, yoğunluğu az olan
“Radyoda uzak bir istasyonun zayıf sesini duydu. Zayıf ışık.”
- 7
isimOrtanın altında olan not
- 8
mecazBilgi yönünden yeterli olmayan, yeteneksiz
“Zayıf bir öğretmen.”
- 9
mecazİradesi gereği kadar güçlü olmayan
“Zayıf ve uydurma bir âşık bu cevaba karşı perişan olurdu.” — Aka Gündüz