Köken: Farsça cān
- 1
isimİnsan ve hayvanlarda yaşamayı sağlayan ve ölümle vücuttan ayrılan madde dışı varlık; can kuşu, ruh
“Canı yok edecek olan yine kendisidir.” — Nezahat Özcan
- 2
İnsanın kendi varlığı, özü
“Bir kedi yavrusunu kurtarmak için ipe sarılıp kuyuya iner, canımı tehlikeye koyardım.” — Reşat Nuri Güntekin
- 3
Canlı olma durumu
“Her şeyde bu mevsime mahsus bir can, bir dirilik kendini gösteriyordu.” — Memduh Şevket Esendal
- 4
► kişi
“Benimle beraber dört canız.” — Falih Rıfkı Atay
- 5
İnsanın duygularını taşıyan iç âlemi
“Çirkin bana kurban, ben de güzele / Can sever güzeli, maldan ziyade”
- 6
Bektaşilik ve Mevlevilikte tarikat kardeşi
“Şeyh çıkınca oradaki canlar da sırasıyla yürüyüp kapıya gelince dönüp baş kestikten sonra dışarı çıkarlar.” — Asaf Halet Çelebi
- 7
sıfatSevgi ve yakınlık duygusu ile kendisine bağlanılan
“Alphonse Daudet ilk gençliğimin can yazarlarından biri idi.” — Tarık Buğra